Güncel Sanat / Sergi

Kadınların Zamanı

Zaman Değişmeli adından da anlaşılabileceği gibi “zaman” mefhumu üzerine kafa patlattığı aşikar olan bir sergi. Küratör Alistair Hicks sergi dahilindeki sanatçıların işlerini bu engin kavram üzerinden okumaya girişiyor. Sergideki işler belki başka çerçevelerde bambaşka okumalara malzeme olabilecekken Hicks, işlerin muhteviyatlarındaki alternatif zaman kurgularını ortaya çıkarmış. Bu da kuşkusuz serginin olumlu yanlarından biri ancak “zaman” gibi muğlak bir kavrama nereden yaklaşıldığı ve hangi temellere dayanılarak hangi yönde değiştirilmeye çalışıldığı pek belirgin değil. Bu da izleyiciye derli toplu bir sergi deneyimi ya da ne demek istediği belli bir önerme sunulamamasına yol açıyor. Sergi zamana dair hasbelkader bir araya  gelmiş gibi görünen argümanların derlenmesinden mütevellit olduğuna dair bir izlenim bıraktığı için yapılabilecek herhangi bir okumanın da bütünlüklü olması mümkün gözükmüyor. Zira küratörün metni de, kanımca, benzer bir şekilde, bütünlüğe sahip olmaktan uzak. Bunu bir nevi fragman estetiği olarak görüp yapılanı kasıtlı bir şekilde zamana dair bir önerme olarak düşünmek mümkün. Yine de neden sadece bu üç sanatçının işlerinin seçildiği ve nasıl bir araya geldikleri gibi sorular cevapsız kalıyor.

Zaman Değişmeli’nin hakkının verilmesi gereken yanlarından biri seçilen işlerin gerçekten güçlü işler olmaları. Serginin tümünün bir okumasını yapmak, en azından benim için, mümkün gözükmese de tek tek işler üzerine yazılabilecek çok şey var. Lakin böyle bir mesai bu yazının sınırlarını aşacaktır. Ben de bu durumu bir fırsata çevirip uzun zamandır üzerine düşündüğüm Nilbar Güreş’in sergideki işlerinin bir okumasını yapmayı seçiyorum.

Hicks Zaman Değişmeli’ye davet ettiği sanatçılara sergi içinde küçük alt sergicikler açmış. Bunun en belirgin olduğu bölüm ise Nilbar Güreş’in işlerine ayrılmış alan. Sergide, Güreş’e ait dört iş bulunuyor. Bunlardan Bilinmeyen Sporlar serisi daha önce 11. İstanbul Bienali’nde gösterilmişti. Diğer işler Türkiye’de ilk defa bu sergide gösteriliyor. Güreş’in işlerini okumaya Bilinmeyen Sporlar serisinden başlamak istiyorum zira bu okuma Güreş’in taktiklerini ve araçlarını iyice önümüze seriyor. Sergide bu seriden üç fotoğraf gösteriliyor Denge Tahtası, Kız Paraleli ve Kulplu Beygir. Fotoğraflarda bir spor salonunda atletizm aletlerini kullanan değişik yaş ve sosyal gruplardan kadınlar bulunuyor. Kadınların ne bedenleri, ne de kıyafetleri sporun kanıksanmış ikonografisine uyuyor ayrıca karelerde tencere, halı, masa örtüsü, tepsi gibi yine bizi başka bir ikonografiye, kadının ev içi hayatına gönderen nesneler bulunuyor. Bir kadının gözüne rimel çekiyor oluşu, bir diğerinin ise başka bir kadına ağda yapıyor oluşu da işin cabası. Sanatçının sergide de bir örneği bulunan kağıt üzerine yaptığı işlerden görmeye alışık olduğumuz kolaj mantığı bu fotoğraflarda da iş başında. Farklı kültürel bagajlarla kodlanmış imgeler absürt bir biçimde yan yana geliyor. Spor salonunun disiplin gerektiren soğuk atmosferi kadınların istilasıyla bir karnavala dönüşüyor. Bu karnavalesk etki Güreş’in en güçlü silahı. Güreş, bu silahla bir çok satıhta iktidar mekanizmalarını işlevsizleştiriyor.

İşleri tasvir ettikten sonra Güreş’in iktidar mekanizmalarıyla nasıl oynadığını göstermek gerek. Bunun için de serinin başlığı iyi bir giriş gibi gözüküyor. Bilinmeyen Sporlar adı ikiye ayrılarak bizi hem bilginin alanına hem de bedenin alanına gönderiyor. Michel Foucault’un kullandığı anlamıyla “bilgi iktidardır” önermesini göz önünde bulundurursak Güreş’in kadınları iktidar alanının dışına yerleşiyorlar. Kadının erkeğe tabi olması Eski Ahit’te Adem’in Havva’yı bilmesiyle başlıyor. Bir şeyi bilmek, onu öznenin karşısına nesne olarak yerleştirmek demek; böylece nesne üzerinden özne tesis ediliyor. Nesne üzerinde tasarruf hakkı ise öznede. Nilbar Güreş, nesnelerin yerlerini değiştirerek, ikonografiler arasında çaprazlama yaparak onları sentaks dışına çıkarıyor, anlamsızlaştırıyor ve öznenin anlam arayan bakışından kurtarıyor. Böylece özne boşa düşmüş oluyor. Bu, hem karnavalın hem de avangart sanatın iktidarın alanın dışına çıkmak için kullandığı eski bir taktik ancak Güreş bu taktiği restore edip kendi gündemi bağlamında kullanıyor. Temelde iktidar düzeneklerinin geçici süreyle ters yüz edilmesine yarayan karnavalesk hal bu taktik sayesinde peydah oluyor. Ancak serinin işlemleri bu noktada bitmiyor. Karnavalesk kelimesinin etimolojik kökeni Latince “et” anlamına gelen “carn”dan geliyor. Sporun da bedenleri disipline etmek için örgütlenmiş bir mekanizma oluşu bu noktada anlam kazanıyor. Güreş’in “sporcuları” birer atlet gibi “ideal” bedenlere sahip değiller ancak ideal fikrinin kendisi ideaların -yani Platon’a göre tek gerçek bilginin- alanında kaldığından, bir kere bilgiden uzaklaştığınızda elimize geçen özgürlük alanı bedeni disiplin mekanizmalarından azade kılıyor. Bu spor salonunda yapılan eylemler tepeden bakan ve haz peşinde bir göz, her şeyi kullanıma amade kılan bir erk figürü için yapılmıyor. Bedenler burada tekilliklerini kazanıyorlar ve varsayılan işlevselliklerini kaybedip kendi hazları için işlemeye başlıyorlar. Bu noktada sporun bir disiplin teknolojisinden kendi kökenine yani bir oyun oluşuna döndüğüne şahit oluyoruz. Serginin zamanla münasebeti ve Güreş’e ait diğer iki iş Topa Vuruş adlı kolaj ve Koş adlı video da oyunun dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda değer kazanıyor.

Oyun, dış dünyanın gerçekliklerinin askıya alındığı bir zaman dilimi. İşlerin serginin teması olan zamanla bağlandıkları nokta da burası. Gerçekliği yöneten pragmatizm oyunda gücünü kaybeder. Oyun bir şey üretmek için değildir. Her ne kadar seyretmesi güzel olabilse de oyun, oynamanın hazzından dolayı oynanır. Bu üretken bir haz değildir, metalaştırılamaz. Güreş’in işlerindeki aktörler bir başarının peşinde koşan sporcular değiller, belirli bir kurala göre de oynamıyorlar. Oyunun kurallarını kendileri koyuyorlar, otonomlar. Kendi yasasını koyan anlamına gelen otonomi kavramı bizi sergiden bahsedeceğim son iş olan eteklerden oluşmuş toteme getiriyor. Totemleri toplumların yasa/yasak mekanizmalarının form bulmuş hali olarak gördüğümüzde Güreş’in kadın etekleriyle ele geçirilmiş toteminin erkek iktidarını alaşağı etme gayretinde olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda bir kerteriz noktası, bir başlangıç anı, belirleyerek çizgisel zamanın da inşasına yol açan totem sergide bu ciddi sorumluluğundan kurtuluyor ve oyunun döngüsel zamanına dahil ediliyor.

Zaman Değişmeli sergisi Nilbar Güreş’in işlerine zaman açısından yaklaşarak onların ataerkil toplumsal düzene muhalafetlerinin farklı bir veçhesini açığa çıkarıyorlar. Bu muhalefet sadece bir olumsuzlama da değil. Güreş’in çalışmaları farklı zamansallıklarla düzenlenmiş alternatif evrenler kurup bu evrenlerde yaşamanın da neye benzeyeceğine dair tahayyüller sunuyor. Sergi, sırf sanatçının işlerine bu gözle bakmak için bile önemli bir fırsat.

*unlimitedrag.com’da yayınlanmıştır

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s